Psikolog Aysun Bal’dan Anne&Babalarımıza 8 faydalı öneri
Aysun Bal’dan Anne Babalara

Selamlar Seteney Çocukevi’nin meleklerinin değerli ebeveynleri;

Sizin en kıymetlilerinizin gelişimi, sağlığı bizim için de çok önemli! Bu nedenle sizlerle el ele vererek iletişimde kalarak en doğru adımları nasıl atarız çabasıyla emek vereceğiz.

Kendi içinde mutlu ve doygun çocuklar ve ileride de yetişkinler olması doğrultusunda neler yapabiliriz, birlikte yollar bulacağız.

Çocuklarımızla neyi ne kadar konuşmalıyız hakkında çok da uzatmadan özet bilgiler aktarmaya çalışacağım.

Onların beyaz dünyasına ağır gelmeyecek fakat onları hayatın realitesinden de tamamen koparmadan her türlü bilgi paylaşımı yapabiliriz. Lakin onların çocuk olduğunu unutmadan. En çok sorulanlardan ve ebeveynleri arafta bırakan durumlardan örneklerle anlatabiliriz.

  1. Aile içi ya da yakınlarınızdan birinin vefatı olduğunda ya da biri hastalandığında ya da maddi/manevi sıkıntılı bir süreçten geçtiğinizde ruhsal bünyesine ağır gelmeyecek izahlarda bulunabiliriz.
    Bazı durumlarda ne anlattığımızdan çok nasıl anlattığımız daha çok önem arz eder.
     
  2. Yaptığımız açıklamalarda dikkat etmemiz gereken nokta ise anlattığımız durum hakkındaki duygusal yükümüzü çocuğumuza geçirmemektir.Hayatın içinde her türlü şeyin normal olduğu her duygunun yaşanması gerektiğini ona hissettirerek anlatmamız gerek. -Ki bunun için de öncelikle sizlerin bunu içselleştirmeniz gerekiyor.-Çünkü çocuklarımız bizden daha akıllı! Biz onlardan daha zekiyiz sadece.
    Onları söylemlerimizle değil aslında hissettiklerimizle yönlendiriyoruz, bunu hiç aklımızdan çıkarmayalım…
  3. Ev içinde ki her yerde olabilir, fikir çatışması yaşadığımızda gerginlik hissedebiliriz.Çocuğunuz her herhangi bir tartışmaya şahit olduğunda hiç bir şey olmamış gibi davranmak yerine, dozunda bir açıklama yapmak çok daha sağlıklı olacaktır.Olayın detayları onun zihni için karmaşık olacaktır ancak ortamda negatif bir enerji hakimken ‘hiç bir şey yoktu yanlış duymuşsun’ demek çocuğun kendi iç görüsüne güvenini sarsacaktır.
  4. İnsanlık hali hepimiz her tür duygu durumundan geçebiliriz.Ya da örneğin çocuğunuz bir başka akranıyla bir problem yaşayıp size anlatabilir.
    Onu mutlaka dinlememiz gerek, ancak iki tarafı da yargılamadan dinlemeliyiz.Amaç herhangi birinin haklı haksız olması; üstün çıkması değildir; çözümdür sonuç itibariyle. O nedenle çocuğumuz bize herhangi bir  sorun aktardığında onun yanında olduğumuzu hissettirip, çocuğunuz ‘karşı taraf’ olarak gördüğü kişiye/akranına karşı herhangi bir öfke duygusuyla ya da had bildirme eğilimiyle yaklaşmamalıyız.
    Sürekli haklı, sürekli doğru olmak fantezisi ileride narsist bir birey yetiştirmenin ilk tohumlarıdır.
  5. Olaylara taraf tutarak değil çözüm arayarak yaklaşmasını alışkanlık haline getirmek amacımız olmalı.
    Biz de onlara açıklama yaparken bu şekilde örnek olmalıyız. Ne onu ne de kendimizi haklı çıkarmak için değil; çözüm üretmek için paylaşımda bulunduğumuzu hal dilimizle de aksettirmeliyiz.
  6. Hiç birimiz bilerek kötü bir şeye vesile olmak istemeyiz.
    Konu çocuklarsa eğer ki hiç istemeyiz. Lakin bazen anlık düşünüp ve duygusal tepkiler vererek çocuklarımızın kişiliklerine yanlış dokunuşlarda bulunabiliyoruz.Ki hata yapmak da önemli değildir; hatayı fark etmemek sorundur.Kusursuz davranmaya ya da kusursuz çocuk yetiştirmeye çalışmak bir çocuğa yapılacak en büyük haksızlıktır.
    Her çocuğun hatta her yetişkinin bile hata yapma, üzülme, kırılma hakkı vardır!
    Bizler ne kendimize ne de çocuklarımıza bazı durumlarda bu hakkı tanımıyoruz. İnsan doğası gereği renk renk duyguları barındıran bir canlıdır; aksi onu robotlaştırıp sağlıksızlaştırır. Önce ruhsal ve ardından da bedensel sağlığı bozar.
  7. Onlara bir durumla ilgili aldığınız kararlarda yine çocuk olduklarını unutmadan kendi düşünce ve duygularınızı açabilirsiniz. Bu hem kendi duygularını tanımasına fırsat verir hem de kendisine saygı duyulması gerektiğine ilk önce kendisi inanır.
  8. Son olarak değerli ebeveynler;
    İleride çocuğunuza, yol arkadaşlarının ve özellikle de yakın ilişkide bulunduğu kişiler nasıl davranmasını istiyorsanız siz de çocuğunuza öyle davranın lütfen!
    Ve iletişimin akışkan ve canlı bir olgu olduğunu unutmadan.Bir kraliçe/kral yetiştirirseniz (egosal bazda) unutmayın ki çocuklarınızı yanlızlaştırırsınız

Onlar her halleriyle zaten kıymetli; ne diğerlerinden üstün ne de eksik. Her biri biricik  ve özgün! Kendini diğerlerinden farklı görüp ayrılık  (üstünlük ya da aşağılık) bilincinin, zihnine virüs gibi bulaşmadığı sağlıklı bilinçler… Herkesi olduğu gibi kabul edebilecek bir ruhsal olgunluğa ulaşmış bireyler yetiştirmek dileğiyle…

Saygılarımla
Aysun Bal

Psikolog